ANKARA MEKTUPLARI 16

17 01 2009

Ankara Karakışta Bir Bahar Daha YaşadıAnkara 27 Aralık 1919’dan sonra karakışta ikinci baharını yaşadı.
Biri 20 yüzyılın birinci çeyreğindeydi.
İkincisi 21. Yüzyılın birinci çeyreğinde gerçekleşti…

 

Onun kadar kutlu, onun kadar büyük olacak…

O halkımızın 300 yıllık makûs talihini yenmişti…

Bu halkımızın üzerine abanmaya başlayan karanlıkları yenecektir…

Yoksullukları, yolsuzlukların, beynimize ve kalbimize doldurulmak istenen ortalama insan aklının bile benimseyemeyeceği yanlış düşünceleri bir bir ortadan kaldıracaktır.
Ülkemiz sadece bizim değil çevremizdeki ve bütün dünyadaki toplumların umudu ve ışığı olarak bir güneş gibi parlayacaktır..

Buna gücümüzün olduğunu biz biliyoruz. Ama bilmeyenlere de kanıtlamamamız gerekiyordu…

Bunu kanıtladık…

Bizim küçümseyenler ciddiyetimizi ve coşkumuzu gördü…

Dostlarımız daha da çok güven duymaya daha özverili olarak çalışmaya söz verdi.. Bunu gelen telefonlar elektronik postalardan anlıyoruz…

Bizi kendileri için tehdit olarak görenler sevgimizin ve coşkumuzun gücü karşısında yanlışlarından dönerek, özür dileyerek aramıza katılacaklardır.

Bunun için daha sabırlı… daha özverili ve daha coşkulu olarak yolumuza devam etmeliyiz.

Artık bizi ancak bizim hatalarımız yolumuzdan döndürebilir. Bu hatalar da benlik ve bencillik duygularıdır. Biz olma bilincinde ayrılmaktır.. Birbirimize duyduğumuz sevgi ve bağlılığı yitirmektir.. Aramızda bilginin yanlış ve eksik dolaşmasıdır. Yanlışlarımızda ısrar etmemiz, eksiklerimizi tamamlamakta gecikmemizdir…

Bu kusurlara düşmeden yolumuza devam etmeliyiz…

2009 yılı dünya ekonomisindeki krizin ülkemizde çok daha güçlü hissedileceği bir yıldır.

Özellikle illerimizdeki yoksulluk ve işsizlik dayanılmaz noktalara gelecektir.

Bizim hareketimiz toplumcu bir harekettir.

Geniş halk kitlelerinin dertleriyle dertlenme hareketidir.

Bize daha çok görev düşecek…

Bir yandan halkımızın acılarını paylaşırken bir yandan da sorunlara köklü ve kalıcı çözüm bulmak için yılmadan çalışmamız gerekecek.
Hep inanmışımdır.
Biz zor zamanların insanlarıyız.
Bu hareket zor zamanların hareketidir.
Bunu kanıtladı.
Kanıtlamaya devam edecek…

Yeni yılda yüreğimden kopan en yalın, en açık, en sevgi dolu duygularımı bütün arkadaşlarıma sunmak istiyorum. Sevgi ve saygılarımla…

Prof. Dr. Alemdar YALÇIN





TARİHE ÖVGÜ

17 01 2009

TUNCAY ÖZKAN

Sakın bir daha bilir deme tarihi Tuncay
Tuncay bilseydi tarihi, talihi düşer miydi hapse
Bakın bize kıssadan bir hisse:
Kanuni ki Muhteşem Süleyman
Avradı ki Haseki Hürrem Sultan
Kızı Mihri-mâh yani ay ve güneş anlamında, varmış bir çirkin, devşirme köleye
Adı Rüstem Paşa, sanı yükselmiş Kubbe Vezirliği’ne
Onu anarken ahali, Rüstem’den önce
“Mekri” (hileci) ya da “ İrtişâ’ ” (rüşveti) eklermiş
Üstüne çirkin mi çirkin, bir de kaba imiş
Tarih yazanlar bile şaşırmış bu olaya
Amma kafalayıp Hürrem’i alınca Mihri-mâh’ı
Yıkmış Osmanlı’nın payitahtını
Bu deyyus; canavar Süleyman’a kendi oğlu
Kudretli Mustafa’yı boğdurmuş huzurunda yalanla
Sonrası dikiş tutmamış Osmanlı İmparatorluğu’nda.
Mekruh olmuş Mekri düzen
Yani hep bağırır dururdum ya ben
Katiller demokrasisi
Hırsızlar düzeni
Taa o zamandan kurmuşlar sistemi
Hürrem, Mihri-mâh bir de Rüstem
Mihri-mâh’ı, Hürrem vermek isteyince Rüstem’e
Söylenti çıkarmış ahali olmasın bu evlilik diye
Rüstem cüzzamlıdır demişler çirkinliğinden bahisle
Süleyman bir saray hekimini yollamış
Aceleyle Diyarbekir’e
Cüzzamlılar da “Bit”, yani o zamanki adıyla “Kehle”
Yaşamaz diye
Rüstem’in bakmışlar donuna, atletine; içliğine
Cüzzamdan değil amma, pislikten her yerinde
Bulunmuş mebzul miktarda Kehle
Derhal İstanbul’a haber salmışlar
Devlet bayram etmiş bulundu, salınacak sırtına
Halkın, bir tane daha Bit enciği
Vermişler kızı Rüstem Şirkine,
Düzen, bulunca halkının kanını emdirecek bir zalim
Mekri ve İrtişâyı Rüstem’e, en önce kızını sunmuş da
Millet anlayıp başına geleni seslenmiş Allah’a:
“Olacak bir kimsenin bahtı kavi talihi yar
Kehlesi dahi mahallinde ânın işe yarar.”
Daha ne desin millet düzen belli, zalim aynı
Yüzyıllar boyunca tekerrür etti illet
Tarih’ten ders çıkarsaydı
Tuncay böyle yanar mıydı?
Kehlesi donunda, pisliği başında
Mekri ve irtişâ’ deyyusa
Hukuk ve demokrasi diye
Başı Amerika’da, kuyruğu Türkiye’de yılana ve
Damadı, ortağı Recep’e insan diye bakar mıydı?
Amma çözüldü bir kere Mustafa Kemal eliyle
Çözülecek gene dertlenme bahtı kara maderin
Bulunur kurtaracak vatanı; takiyyecisinden
Kehlesinden, irtişâ’ı, irticai cehaletten
Doğar hepsinin mahvı, mahı leylden
Karanlığı kovar en koyu zamanı Türkiye’den
Vatan, namus, ahde vefa diye
Aşk ile feryad eden

TUNCAY ÖZKAN

5 OCAK 2009








Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.